İşten yorgun argın evine dönen baba, kapıda kendini bekleyen 5 yaşındaki oğlunu görür. Çocuk hemen atılarak: -Baba! bir saatte ne kadar para kazanıyorsun? diye sorar. Gün boyunca olur-olmaz insanlarla ve işlerle uğraşan yorgun baba sinirli bir şekilde: - Boş ve sen bunları diye oğluna çıkışır. Fakat oğlunun: - Baba lütfen, ama bu çok önemli! diye ısrar etmesi üzerine peki öyleyse [ Devamını Oku ]
‘Çocuk ve Aile’ Kategorisi Arşivi
1 yaşınızdayken sizi elleriyle besledi ve yıkadı. Bütün gece ağlayıp onu uyutmayarak teşekkür ettiniz. 2 yaşınızdayken size yürümeyi öğretti Size seslendiğinde odadan kaçarak teşekkür ettiniz. 3 yaşınızdayken size özenle yemekler hazırladı, tabağınızı masanın altına dökerek teşekkür ettiniz. 4 yaşınızdayken elinize rengarenk kalemler tutuşturdu. Evin bütün duvarlarına resim yaparak teşekkür ettiniz. 5 yaşınızdayken sizi cici kıyafetlerle süsledi. Gördüğünüz ilk çamur birikintisine [ Devamını Oku ]
Küçük Sachi erkek kardeşi doğduktan kısa bir süre sonra, anne babasından kendisini kardeşiyle yalnız bırakmalarını istemeye başladı. Anne babası 4 yaşındaki bütün küçük çocuklar gibi, Sachi’nin de kardeşini kıskanacağını ve kardeşine zarar vereceğini düşündükleri için onun bu istediğine hayır dediler. Fakat Sachi, hiçbir şekilde kardeşini kıskandığına ilişkin bir belirti göstermiyordu. Bebeğe çok iyi davranıyor ve kardeşiyle yalnız kalmayı istediğini daha [ Devamını Oku ]
Tilki ile ayı kardeş, ormanda yaşayan iki komşuymuş. Ayı her zaman tilkiye “Günaydın, merhaba” gibi şeyler söylermiş. Tilki ise burnunu havaya kaldırır ve hiç aldırış etmezmiş. Bir gün tilkinin yuvasının önüne kocaman bir kütük parçası düşmüş. Tilki içerden ayıya seslenmiş: -Ayı kardeş, Ayı kardeş! Lütfen bana yardım et. Sana kötü davrandığım için çok çok özür dilerim, demiş. Ayı onu afetmiş. [ Devamını Oku ]
Bir zamanlar çok ama çok uzun boylu bir zürafa yaşarmış. Bu zürafanın bir sürü arkadaşı varmış. Bir gün arkadaşlarıyla oynamaya gitmiş. Arkadaşlarına günaydın demiş. Sonra arkadaşlarına: - Lütfen ben de oyununuza katılabilir miyim? demiş. - Tabi, ama şey…. - Ne? - Biz ip atlamaca oynuyoruz ama senin boyuna göre ip yok. Zürafa çok üzülmüş, sonra kendi kendine, “Keşke boyum biraz [ Devamını Oku ]
Askerlik arkadaşım Dan ile onun metalik mavi arabasına portatif soğutucumuzu, eski kotlardan keserek yaptığımız şortlarımızı ve tişörtlerimizi koyup, Fort McCellan askeri üssünün ana kapısından geçişimizden bu yana tam 26 yıl geçti. Elimizde hafta sonu izin belgelerimiz ve ordudan aldığımız asker harçlıklarımızla Florida’ya doğru yola koyulduk. Sahilde hoşça vakit geçirmeye karar vermiştik. Yediğimiz berbat karavanaları ve Alabama’nın korkunç sivrisineklerini ancak bu [ Devamını Oku ]
O gün hava çok kötüydü.. durmadan gök gürlüyor, bardaktan boşanır gibi yağmur yağıyordu…. Küçük kız yine de her sabahki gibi annesinin sesiyle uyanmış, kahvaltısını etmiş ve her gün yürüyerek gittiği okuluna doğru yola koyulmuştu… Ancak gökyüzünde şimşekler birbiri ardına ve o kadar gürültüyle çakıyordu ki, küçük kızın annesi “yavrum bu havada yolda yürürken korkmasın?” diye telaşlandı.. Arabasına atladığı gibi yolda [ Devamını Oku ]
Dokuz yaşındaki Almie Rose bana ve babasına bir bisiklet istediğini söylediğinde Noel’ e iki ay vardı. Noel yaklaştıkça Almie Rose’ un bisiklet tutkusu yavaş yavaş yok olmaya başladı ya da bize öyle geldi. Bunun üzerine ona son günlerde kız çocukları arasında büyük beğeni toplayan bir bebek ve bebek evi satın aldık Noel için. Fakat, 23 Aralık’ ta birdenbire, “bir bisikleti [ Devamını Oku ]
12 yaşımdan bu yana, her yıl doğum günümde bana, kimin gönderdiği belli olmayan beyaz bir gardenya gelirdi. Üzerinde ne bir not ne de bir kart olurdu. Çaresiz bir şekilde çiçekçiyi aradığımda ise; ödemenin peşin yapıldığını söylerlerdi. Bir süre sonra, çiçeği gönderenin kimliğini öğrenme çabalarımdan vazgeçtim. Yumuşacık, pembe kağıtlara sarılmış sihirli bir görünüm sergileyen beyaz çiçeğin baş döndüren kokusunun ve güzelliğinin [ Devamını Oku ]
Dinle oğlum, bunları sana sen uyurken söylüyorum. Küçücük elini yanağının altına sokmuşsun, nemli alnındaki sarı lülelerin yapış yapış ıslak. Odana bir hırsız gibi süzülerek girdim. Birkaç dakika önce kütüphanede oturmuş gazetemi okurken vicdan azabım nefes kesen bi dalga gibi üstüme geldi. Bir suçlu gibi yatağının başucuna geldim. Neler mi düşündüm oğlum? Sabah sabah kızmıştım. Okula gitmek üzere giyinirken seni azarladım, [ Devamını Oku ]




